beylikdüzü escortGELECEĞİN SEKTÖRÜNDE MUTLAKA KALIN « Birlik Gazetesi
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Birlik Gazetesi

reklam

GELECEĞİN SEKTÖRÜNDE MUTLAKA KALIN

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
GELECEĞİN SEKTÖRÜNDE MUTLAKA KALIN
206
12 Şubat 2020 - 11:58
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

 

GIDA EN STRATEJİK SEKTÖR

ÜRETİME HER KOŞULDA DEVAM ETMELİYİZ

DESTEKLER KALİTE VE VERİMLİLİĞİ ARTTIRMALI

 

Balıkesir Bölgesi Hayvancılık Kooperatifleri Bölge Birliği (HAYKOOP) Başkanı Faruk Özen kurum çalışmaları hakkında bilgiler vererek hayata geçirmeyi planladıkları projelerini anlatttı.

 

Her sektörde olduğu gibi tarım ve hayvancılık sektöründe de inişlerin ve çıkışların yaşandığına dikkat çekerek uyarıda bulunan HAYKOOP Başkanı Faruk Özen her türlü sıkıntıların yaşanmasına rağmen tarım ve hayvancılığı geleceğin sektörü olarak değerlendirerek “Geleceğin sektöründe mutlaka kalın ayrılmayın” mesajı verdi. Enerji ve suyla birlikte gıdanın en stratejik sektör olduğuna değinen Başkan Özen “Coğrafyamıza da bakıldığında bizim ülkemizde üretilen ürünlerin karşı coğrafyada özellikle ortadoğuda veya uzak doğuda karşılığı pazarı var. Biz üretime her koşulda devam etmeliyiz. Devlet tarafından verilen desteklemeler kaliteyi ve verimliliği arttırmaya yönelik olmalı. Dünyanın bütün ülkerinde böyledir. Geçinmeye yönelik değildir. Destekler kalite ve verimliliği arttırmalı. Bizde Haykoop Market işine girmek suretiyle Balıkesir’de bir iki şube, Bandırma’da Edremit’te daha sonra Ankara’da İstanbul’da büyükşehirlerde içerisine girdiğinizde tamamen kooperatiflerin ürettiği ürünler olacak. Önceliğimiz Balıkesir’de üretilen ürünler. HAYKOOP olarak 2020 yılı içinde bu projeye odaklandık. Bizim için önemli olan açacağımız marketin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayacak bir lokasyona sahip olması. Bizler üretimde varız pazarlamada da olacağız bundan sonra”dedi. OTAĞ FIRINCIOĞULLARI

 

 

Kooperatifiniz açısından 2019 yılını değerlendirir misiniz?

2019 yılı tarım ve hayvancılıkla alakalı olarak 2018 yılında yaşanan büyük ekonomik krizin yansımalarıyla geçti. 2018 yılında artan döviz fiyatları hammadde fiyatlarının yem fiyatlarına olan etkileri çiftçiyi gerçekten zor duruma düşürdü. Tüketici ayağında da ciddi sorunlar yaşandı. Bir yandan ürettiğimiz ürünler satış noktasında düşüş yaşarken diğer taraftan girdi maliyetlerinde de döviz kurlarına bağlı ciddi bir yara açıldı. 2019 bu yaraların sarılma yılı olacak diye bekleyenler yanıldı acı pekişti 2019’da. 2019’da süt üreten çiftçiye bakanlık süt fiyatlarına verdiği destekleri görülmemiş bir şekilde arttırmak suretiyle onların kazançlarına devlet eliyle sübvanse yapmış oldu. Bir nevi ek kazanç vermiş oldu. Özellikle 2019’un ilk 4 ayında 25 kuruştan süte destek ödemesi yaptı. Bunun sebebide süt fiyatlarına gelmesi gereken zam gelmediği için. Zam yapma imkanı yoktu piyasa zammı kaldırmayacaktı, ancak çiftçide o fiyata sürdüremeyecekti işini. Girşimlerimizle bakanlıkta duyarlı oldu bu konuda 25 kuruş süt desteği açıklayarak ki süt fiyatının yüzde 15’ne denk gelen bir rakam bu. İlk 4 ay bu şekilde geçildi. Daha sonra süt 1.70’di o zaman 2 lira oldu biraz tabi çiftçi nefes aldı. Bakanlıkta destekleri süte gelen zamma istinaden tekrar eski haline geri getirdi. Fakat bu arada sektörden çıkışlar, hayvan sayılarının azalması yaşandığı için süt üretiminde de bir azalma görüldü. Bu azalma tahmin ediliyordu tahminin biraz üzerinde yaşandı.

 

 Yaşanan bu durumların ardından sektörü terk eden çok oldu mu?

Üretimde yüzde 7’lik bir zalma oldu. Bizim sektörümüz yaşlı bir sektör zaten yaş ortalaması 52’nin üzerinde, Türkiye ortalaması ise 54 yaş. Her gün birileri bu sektörü bırakarak ‘Yeter artık’diyor. Arkadan gelen gençlerde hayvancılığı pek istemiyorlar meşakkatli bir iş olduğu için dolayısıyla sektörden her zaman çıkış olur. Ancak burada dikkat çekmemiz gereken konu ülkemizde genel anlamda hayvan sayılarının artması. Bir yanda işletmelerin ölçekleri büyürken küçük işletmeler büyük işletmeye dönüşmüş oluyor. Her ne olursa olsun süt üretiminde ki azalış pazarda arz talep dengesini değiştirince Kasım’ın 15’den itibaren sütü 30 kuruş daha zam geldi. Böylelikle 1.70 ile başlayan süt fiyatı 2.30 ile tamamlamış oldu yılı. 1 yıl içerisinde buda yüzde 50’lik bir artış göstermiş oluyor. 2019 yılını böyle geçirdik.

 

ÜRETİCİ DESTEKLERE BAĞIMLI HALE GELDİ

2020 yılından neler bekliyorsunuz?

2020 yılının yatay geçeceğini tahmin ediyoruz.

Üretici de bir beklenti oluştu, desteklere bağımlı hale geldi üretici. Piyasada ürettiğinden çok fazla para kanamaması, harcamaların artması. Tarımda kazanamıyorum diye bir şey yok. Tarımda mutlaka kazanırsınız. Az kanazırsınız çok kazanırsınız. Bu gün et süt fiyatları yada canlı hayvan fiyatları çok kötü durumda diyemeyiz. Beklentiler mutlaka hep yüksektir, yeterliliğini daima tartışılır ancak çok kötü diyemeyiz. Neye göre diyemeyiz artık dünyada bir küresel ekonomi oluştu. Biz sütümüzün tamamını ülkemizde tüketmiyoruz. Biz sütümüzü süt tozu yaparak dışarıya ihracat yapıyoruz. İhcatı bin 200 dolardan yapıyoruz. Almanya’da, Hollanda’da bin 200 dolardan yapıyor. Uluslararası fiyat politikasına uymak zorundasınız. Kore’ye, Çin’ne yada Japonya’ya süt tozu satabilmek için o ülkeler sizin rakibiniz. Bugün Almanya’da ki üreticinin dolar yada avro bazında Türkiye’de ki üreticiyle mukayese ettiğinizde Türkiye’de ki üretici bir tık üzerinde süt fiyatları olarak. Biz 37 sente süt üretiyoruz. Almanya’da ki üretici 33 -34 sente sayıyor sütünü. Dolayısıyla biz 3-4 sent öndeyiz. Ancak bir Almanya’da ki çiftçinin hayvanını yemleme maliyetiyle bizim maliyetimiz arasında da çok dağlar kadar fark var.  Sorun burada bizim çiftçimiz sütünü üretiyor satıyor parasını alıyor. Besilik hayvanını besliyor, onu kestiriyor parasını alıyor fakat döndüğünde bir hayat pahalılığı oluşan krizden dolayı. Çocuğunu okutuyor, dershane, üniversite masrafı, çocuğun evin harçlığı, elektriği kömürü. Kazandığı para halbu ki iyi bir para, dünya standartlarının üzerinde ancak Türkiye standartlarında geçinmesi sıkıntılı.

 

 Peki genel memnuniyetsizlik bundan dolayı mı?

Memnuniyetsizliğin temelinde tekrar söylüyorum harcama noktasında sorunlarımız var. Kazanç harcarken çabucak bitiyor. Bu kez sanki yaptığı işten para kazanamamış gibi o psikolojiye dönüyor. Bir litre sütten 40-50 kuruş kar etmek dünya ortalamasında iyi bir rakamdır. Bir besilik danadan kilo başına 3-4 lira para kazanmak iyi bir gelir ve kazançtır. Ama o kazandığı para harcarken pul olduğu için hiç bir şeye yetmiyor. Sorun burada başlıyor. Tabi herkes kendi maaşının artmasını istiyor. Gelen zamlar memuru tatmin etmiyor. Asgari ücretle çalışanlar asgari ücrete gelen zamlar onu tatmin etmiyor. Bana 300 lira zam geldi ama benim cebimden 500 lira çıktı diyor. Bizimde sütten ve etten veya zirai üretimden kazancımızda ki artış parayı harcarken yaptığımız artışın altında kaldığı için sorun burada başlıyor. Ancak rekabet edilir bir noktadan bakarsak dünya piyasalarıyla biz bu sütü mutlaka ihraç etmeliyiz. Kaldı ki ihracat yaptığımız ülkelerde şun da sıkıntılı. Bizim en büyük müşterimiz içinde Irak, ortadoğu, Libya, Katar vardı. Buralarda da ciddi yönetim sorunları var. Şimdi yeni pazarlar arayışı içindeyiz. Çin’ne ürün gayret ediyoruz ben ben bu çalışmaları takip ediyorum Kore’ye var. Şöyle bir tespit yapmak doğru olacaktır. Dünyada gıda ile alakalı üretim yapanların hiç bir zaman bu üretimi bırakmamasını tavsiye ediyoruz. Çünkü enerji ve suyla beraber gıda en stratejik sektör bunu bütün dünya devletleri kabul ediyor. Bizim ülkemizde de bu insanların karnını doyurmak bizim çiftçimize düşüyor. Bunun üzerinde de üretilenin fazlasını ihracat yapmak. Coğrafyamıza da bakıldığında bizim ülkemizde üretilen ürünlerin karşı coğrafyada özellikle ortadoğuda veya uzak doğuda karşılığı pazarı var. Biz üretime her koşulda devam etmeliyiz. İnişler çıkışlar olacak moralimiz bozulacak ama sektörden tamamen çıktığımız taktirde gıda da başka ülkelerin ürettiği ürünlere bağımlı hale geliriz. Şuan da tamamen çiftçi devlet memuru gibi desteklemeleri bekler duruma geldi.

 

KALİTE ARTARSA İHRACAT FAZLALAŞIR

Desteklemeler nasıl olmalı?

Desteklemeler kaliteyi ve verimliliği arttırmaya yönelik olmalı. Dünyanın bütün ülkerinde böyledir. Geçinmeye yönelik değildir. Destekler kalite ve verimliliği arttırmalı. Devlet sütün yağı ve proteğiniyle ilgilenmeye başladı. Çiftiye diyor ki üreteceğin süt minimum şu kadar yap ve protein içermeli. Eğer bu değerleri yakalarsan sana ekstradan şu kadar para vereceğim. Besleğin hayvan şu kadar kilonun üzerinde olursa sana ekstradan bu kadar destek vereceğim. Burada amaç ne? Çiftçi hayvanını daha iyi beslesin daha fazla kilo yapsın. Ülkemizde ki et açığı kapansın.  Sütte Almanya ve Hollanda ile rekabet edebilecek bir kaliteye ulaşalım. Bu yıl devletin tarıma vereceği destek 22 milyar lira. Bu bakanlık bütçesinin yüzde 54’ü. Bu destekler bize kalite ve verimlilik olarak geri dönerse ithalata olan bağımlılığımız günden güne azalır. Kalitemizde yükseldiği için ürünlerimizi dış pazarlara daha rahat göndeririz.

 

HAYVANLARIMIZIN YAĞ VE PROTEİN ORANLARI TÜRKİYE ORTALAMASININ ÜZERİNDE

 Balıkesir’de ki sütün kalitesi nasıl?

Güney Marmara’da yani Çanakkale Balıkesir ve Bursa Kemalpaşa Karacabey bölgesi gerek besi gerekse süt hayvanında coğrafi avamtajlarıylada beraber kalitenin en yüksek olduğu bölge. Balıkesirmizinde protein ve süt yağı konusunda sorun yok. Çünkü sulak arazimiz bol olduğu için çiftçimiz kaba yem yetiştiriyor yoncasını yulafını. İç Anadoluya göre daha avantajlıyız. Böylelikle hayvanlarımızın yağ ve protein oranları yüksek. Türkiye ortalamasının üzerinde.

 

 Avrupa ve dünya ile kıyaslıyacak olursak?

Gerideyiz, bizim Türkiye ortalaması 3,5 yağ 3.2 protein seviyelerinde. Bizim gıda koteksinde istenilen rakamlarda bunlar. Şimdi bakanlık 3.6’ya çekiyor yağın taban miktarını. Bizde 4’ün üzerinde yağlı süt üreten çiftçimizde var. 3.8 üreten çiftçimiz de var. Ancak ortalamaya bakıldığında genel anlamda rakam 3.5 seviyesine düşüyor. Bunun 2-3 puan daha arttırılması yönünde devlet verdiği destek ile yönlendirme yapacak çiftçiyi. Tam yağlı süt marketlere de baktığınızda paketlerde ki yağ oranını 3 veya 3.1 görürsnüz. Üreticiden 3,5 olarak alınır ama marketlerde tüketici noktasında minimum eğerlerde bunlardır. Sanayicide sütün bu kalan yağıyla başka yan mamüller yapmak üzere kazanma gayretinde.

 

Balıkesir’de ki hayvan sayıları hangi seviyelerde?

Balıkesir’de hayvan sayılarında bir değişiklik yok. Yıllardan beri 550 bin civarında büyükbaş hayvan varlığına sahip. 200 bin civarında da sağılır hayvan var. Bu uzun yıllardır değişmiyor. Bu noktada da yılda 2 milyon ton süt üreterek ilk 4’de Balıkesir her zaman yer buluyor kendine. Balıkesir bir bölgesi turizm, bir bölgesi zeytincilik, bir miktar sanayi bunun yanınd ada tarım ve hayvancılık. Tarım ve hayvancılık Balıkesir’de asla göz ardı edilemez.

 

 Tarım ve hayvancılıkla uğraşan genç bir nesil yok. Bunu neye bağlıyorsunuz? Zor mu geliyor gençlere yoksa gelecek mi göremiyorlar?

Bu sorun dünyanın her yerinde aynı. Gençler hayvancılığa soğuk bakıyor. Yılın 365 günü yapılması gereken bir iş. Sosyal yaşam kalitesi en düşük olan meslektir tarım ve hayvancılık. Tatiliniz olmaz, kafanıza göre yaşayamazsınız. Hatta klasik bir sözdür cenaze bekler ama hayvan beklemez. Cenazenizde olsa mutlak sabah kalkıp hayvanları yemlemeniz gerekir. Gençler bakıldığında fiziki şartlarla da alakalı kokusu, gübresi kendilerine daha temiz bir iş aramayı tercih ediyorlar. Bir de yeni eğitim sistemi gençleri en kötü ihtimal liseye kadar yürüttüğü için bu da 18 yaşına tekamül ediyor. Bundan 30 yıl öncesine baktığınızda ilkokuldan çıkan çoban sopasını eline alır hayvan gütmeye giderdi, arada okuyan devam ederdi tahsiline, o da bir köyde 5 kişi çıkardı. Ama kalanlar tarım ve hayvancılıkla meşgul olurlardı. 18 yaşına kadar okul hayatı yaşamış birine 18 yaşından sonra köyde hayvanların içerisine sokmak çok kolay olmuyor.

 

HAYKOOP’un projeleri var mı?

Biz Balıkesir HAYKOOP olarak tarımın içerisinde kooperatif yoluyla örgütlenmiş çiftçilerin temsil edildiği bir birlik olarak Balıkesir’in 16 ilçesinde 146 tane kooperatifimiz var. Bu kooperatiflerinde 13 bin ortak çitfçisi var. Aile bireyleriyle birlikte 50 bin kişiye ulaşan bir teşkilatlanma modelimiz var. Kış mevsiminde eğitimlerle geçiriyoruz. Onlara hayvan ve zirai konularda eğitimler veriyoruz. Kahve sohbetlerinde öğütlediğimiz şey mutlaka bu sektörede kalın, bu sektör geleceğin sektörüdür. İnişler çıkışlar her zaman her sektörde vardır. HAYKOOP olarak arkadaşlarımızla proje ürettik. İnşallah bu projede 2020 yılında hayata geçecek. Gerçi projemiz bir başka kooperatif birliği tarafından da uygulanacak yanılmıyorsam. Gıda sekötüründe kooperatiflerin ürettiği ürünlerin zincir marketlerde rağbet görmediğine şahit oluyoruz. Bir kooperatif bal üretiyor büyük marketler bunu değerinin çok altında almak istiyor. Bir diğeri peynir üretiyor pazarlama noktasında sıkıntısı oluyor. Büyük marketlrin şartları ve kar marjlarıyla satması mümkün olmuyor. Bizde dedikki ülkemizde büyük marketlerin Pazar payının yüzde 70’lere vardığını, hepsinin 8 bin şube açtığı gerçeğini göz önünde tutarak biz niye bu sektöre girmeyelim diye düşündük. Ayrıca geçen haftalarda yayınlandı bakanlık uzun zamandır gıdalarda hile yapan firmaları ifşa ediyor. Görüyoruz bir çok firma halkı aldatıyor. Son yıllarda kooperatif eliyle üretilen ürünlerin güven endeksi diğer markalara göre çok çok yükseldiğine şahit oluyoruz. Anketlerle tespit edilmiş bir durum bu. Bizde Haykoop Market işine girmek suretiyle Balıkesir’de bir iki şube, Bandırma’da Edremit’te daha sonra Ankara’da İstanbul’da büyükşehirlerde içerisine girdiğinizde tamamen kooperatiflerin ürettiği ürünler olacak. Salça alacaksanız bir kooperatifin ürettiği salça olacak.

 

Bu ürünler üyelerinizin ürettiği ürünlerle mi sınırlı olacak?

Önceliğimiz Balıkesir’de üretilen ürünler. Balıkesir’de bir kooperatif zeytinyağ yapıyorsa bizim raflarımızda o yer alacak. Ama yoksa Bursa’da yapan bir kooperatif varsa o ürün olacak. Zaten Marmara ve Trakya Birlik gibi piyasada hakim ürünleri olan kuruluşlar zaten kooperatif. Bunlarla beraber iş birliği yapacağız. Tamamen yöresel ürünler olacak. Biz 70 tane kooperatifle düzenli ürün üreten gıda ve etiket yasalarına uygun Zonguldak’tan Hayat’a, Artvin’den İzmir’e kadar olan kooperatiflerle görüşmelerimizi yaptık. Şuan da yer seçimi noktasında yönetim kurulumuz arayış içerisinde. Balıkesir’in hangi semtine nereye yapalım dükkan arıyoruz. Bu işlemide gerçekleştirdik mi inşallah Balıkesir başta olmak üzere vatandaşlarımızın kafasında hiç bir bırakın soru işaretini ünlem işareti olmadan girip gönül rahatlığıyla alışverişlerini yapacakları kooperatif marketlere adım atacağız. Bunun da Avrupa’da çok örnekleri var. Aralık ayında gittik yönetim kurulumuzla Avrupa’da inceledik orada ki marketlerin piyasa Pazar paylarınıda gördük. Onların çalışma sistemlerini bizzat genel müdürlerinden bilgilerini aldık. Bunları bir araya toplayıp HAYKOOP marketler zincirine inşallah adım atacağız. Topluma da hem yöresel ürün üreten çiftçilere faydamız olacak. Ürünlerini satma kaygıları olmayacak. Büyük zincir marketlerin ağır şartları, raf kiralarıyla diğer kar marjlarıyla boğuşmayacaklar. Biz de o ürünleri daha makul fiyatlarla tüketiciye güvenli bir şekilde tüketiciye ulaştırmış olacağız. HAYKOOP olarak 2020 yılı içinde bu projeye odaklandık. Bizim için önemli olan açacağımız marketin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayacak bir lokasyona sahip olması. Bizler üretimde varız pazarlamada da olacağız bundan sonra.

HABER: OTAĞ FIRINCIOĞULLARI

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

kurtkoy escortpendik escortgebze escortistanbul eskortporno indirtuzla escortpendik escort

izmir escort