Birlik Gazetesi

reklam

GERÇEK İSLAMI ANLAMAK VE ANLATMAK GEREK!.

GERÇEK İSLAMI ANLAMAK VE ANLATMAK GEREK!.
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
0
30 Mart 2020 - 12:37

Dünkü yazımın başlığı “Din sadece ibadetten ibaret değildir!” şeklindeydi..
Ve yine anımsayacaksınız dünkü o yazımın ilk paragrafında özetle şu görüşlerimi dile getirmiştim; Aslına bakarsanız asıl sorunun insanların dinini gerçekten bilmemesi, bilememesi, kutsal kitabımız Kuran- Kerim’i mealiyle yani anlamıyla okumaması olduğunun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekiyor. İslam’a dair bilgiler kulaktan dolma olunca kendi görüşlerini Allah’ın kelamı gibi yutturan sahtekarlar, din bezirganları diye adlandırabileceğimiz hurafeci yaratıklar salt bugün değil yıllar yılı at koşturmaya cehalet zehirini zerk etmeye devam ediyorlar. Ancak bu gerçeğin farkında olmayan kitleler onlara inanmaya ve onların peşinden gitmeye dün olduğu gibi bugünde ne yazık ve de ne hazindir ki, devam ediyorlar. Günümüzde adına genellikle cemaat denilen çoğu şer odağı haline dönüşen o mihraklar böyle güçlenmiş, her geçen gün daha da güçlenmeye devam etmektedirler. Kanaatim odur ki; Bu vahim ve de hazin durumun iki temel nedeni yani sebebi vardır. Birincisi toplumumuzun büyük bir kitlesinin okuma alışkanlığı yok, yani okumayı sevmiyorlar. İkincisi ise okumayı sevmediği gibi o büyük kitle Kuran-ı Kerim’in sadece Arapça okunduğu, okunabilirmiş gibi gibi bir inancı vardır. Kuran-ı Kerim’in arapçadan başka bir dilde okunması durumunda sözün ona kutsiyetin ortadan kalkacağı ve de dolayısıyla günaha girileceği zannedilmektedir. Aslında safsata olan bu türden yanlış bir inanış nedeniyle arapça Kuran-ı Kerim’i okuyan da okuduğunu ne yazıktır ki, anlayamamaktadır! Yüzyıllardır, on yıllardır yüce dinimiz İslam sadece ibadetten ibaretmiş gibi gösterilmiş ve anlatılmıştır, buna inandırılmıştır. İslam’ın ahlaki boyutu böylece yok sayılmıştır. Durum böyle oluncada boşaltılan o alanı hoca kisveli, sapkın meczuplar doldurmuştur. O sapkın mezcuplarda okuduğunu anlamayan o mütedeyyin kitlelerin kafasını din ile uzaktan yakından ilgisi bunmayan boş hurafelerle doldurmuşlar, doldurmaya da devam etmektedirler..
Dünkü yazımın başlığında dedik, içeriğinde anlattık ya ‘İslam sadece ibadetten ibaret değildir’ O yüzden bugün biraz daha ayrıntıya girelim ve daha detaylı anlatalım;
İslam tarihinde de bugün de tek bir İslam yok. Genel anlamda, egemenlerin lehine yorumlanmış ve ezilenlerin lehine yorumlanmış iki İslam var, diyebiliriz. Bugün malum çevrelerin esas aldığı İslam, egemenlerin lehine yorumlanmış olan İslam. Buna bir anlamda ‘Emevi Şeriatı’ diyebiliriz. Bu durumda da Sünni fıkıh külliyatına dayanıyor. Aynı külliyattan Vahhabilerin, Selefilerin günümüzde adına DAEŞ denilen asıl adı IŞİD olan dinci terör örgütünün de beslendiğini bilinmektedir. Bunlar kendilerini bugünlerdeki Allah’ın temsilcisi gibi görmek ve göstermektedirler. Zaman zaman İslam tarihinde görülmüştür ki; sultanlar, halifeler, yönetici kesim, kendisini Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak nitelendirir. Bu Emevilerin İslam yorumunu ve Tanrı tasavvurunu yansıtır. İslamdaki tek Tanrı tasavvuru bu değildir. Bir de evrende, varlıkta, insanda mündemiç olan yani varolan bir Tanrı tasavvuru mevcuttur. Bana göre ise bu durum o tasavvuru savunduğum ve inandığım için diğerini Kuran’dan onay almayan bir sapkınlık olarak ntelendirmektir. sözünü ettiğim bu durum, Kuran’a rağmen Kurancılık, İslama rağmen İslamcılıktır. Daha da ötesi, bence İslama ihanettir. Bu noktada diyebilirsiniz ki; Tek bir kitabımız var, O da Kuran-ı Kerim. Öyleyse nasıl birden çok İslam olabiliyor bir den çok İslam anlayışı varmış gibi davranılabiliyor? Devamında ise şunu da sorabilirsiniz; Neden bu kadar çok mezhep var, neden bu kadar çok cemaat var? Bu türden soruları yanıt bulmak için yine İslam tarihinde dönmek ve irdelemek gerekmektedir. Hazreti Muhammed’in vefatından sonra güçler savaşı yaşandı ve bu savaşı Ümeyyeoğulları nasıl kazanmıştır? İslam tarihine ilişkin çeşitli kaynaklar ve İlahiyatçı Cemil Meriç’in çeşitli platformlarda yaptığı konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalarına bakıldığınmda o sorunun yanıtına ulaşabilmekteyiz. Kendi güçlerini tahkim edebilmek, iktidarlarını devamlı kılabilmek için toplumun inandığı kutsal kitabı kendi lehlerine yorumlayan sözüm ona İslam alimleri olmuştur. Fakat bu yorumlayışa karşı alternatif yorumlar da üretilmiştir. Bir tarafta Ümeyyeoğulları yani Emevilerin kaderciliğe dayalı, transandantal Allah inancını esas alan, öbür tarafta egemenlere karşı ezilenlerin hakkını savunan bir dinsel yorumu yani özgürlükçü İslam anlayışını görülmektedir. Bugün ülkemizde güncelliğini koruyan söz konusu bu türden tüm bu çabalar, çalışmalar Emevilerin yüzyıllar boyunca dayatma gayreti içinde olduğu bir İslam anlayışını yansıttığı görülmektedir. Yani Emevilerin istediği gibi bir dini düzen kurmak hedefleniyor, diyebiliriz. Belki de istenilen daha önceki dönemlerde görüldüğü gibi iktidar ve otorite merkezli, sultana, halifeye itaat merkezli, totaliter ve otoriter bir toplum inşa edilmek isteniyor. Kİmbilir!..
Oysa İslamın çıkışı bütün bunların tersine o günün koşullarında özgürlükçü, ilerici, devrimci bir anlayıştı. Fakat İslam tarihine bakıldığında İslam’ın çıkışı ile başlatılan devrim, Ümeyyeoğulları tarafından yok edilmek istendi ve karanlığa hapsedildi. Yeniden cahiliye gelenekleri yani İslam öncesi müşrik Arapların gelenekleri İslam maskesi takılarak sürdürülmeye çalışıldı ve büyük ölçüde başarılı da olundu. Tüm bunlardan günümüzde szüm ona din eğitimi veren kurumlarda ya hiç bahsedilmez ya da eksik, noksan ve yüzeysel olarak bahsedilir ve geçiştirilir. Çünkü o zaman başka türlü bir İslam da mümkünmüş gibi anlayışın topluma ulaşacağı ve yaygınlaşacağı düşünülmüştür..
Bu yazdıklarımın elbette devamı olacaktır. Ancak şu kısa açıklamayı yaparak bugünlük bu bahsi kapatmak istiyorum; Ben ilahiyatçı, İslam tarihi araştırmacısı falan değilim ama 32 senelik gazeteciyim, yazarım. Yani düşünen, sorgulayan, araştıran, fikir üreten, bilgi sahibi olup da kamuoyunu da gerçekler üzerinden doğru bilgilendiren inançlı ve ilkeli dolayısıyla omurgalı bir insanım. O yüzden tüm bunları yazma, anlatma zorunluluğu içindeyim.Neyse yarın yine bu sütunlarda tekrar buluşmak umuduyla Coronasız günler dilerim..

POPÜLER FOTO GALERİLER